Insanlik tarihine bakildiginda, dinin temel algisi olarak kadinlarin örtünmesi hiçbir çatismaya yol açmamis, erkekler ve kadinlar bunu bir sorun haline getirmemislerdir. Ancak ne olduysa oldu, son yüzyila geldigimizde tüm semavi dinlerin ögretilerinin disinda yeni bir kadin modeli tasarlanarak insanligin önüne konuldu. Fakat kadinlar hizla "kamusal alana" çekilirken, tasarlanan modelin disindakiler buraya alinmak istenmedi. Iste burada "sorun" basladi. Hiç yoktan bir sorun...Özellikle çatisma kültürüyle yönetilen ülkemizde, basörtüsü, iç bölünmenin neredeyse tek simgesi haline getirildi. Yasanan süreçte sorunun merkezi olarak gösterilen basörtülü kadinlar "ya aç ya terk et" baskisina maruz birakilirken, bu konudaki tartismalar kliselerle, ezbere konusmalarla yürütüldü bugüne kadar. Konu dar bir alana sikistirildi ve konusanlar da çoklukla ve nedense erkekler oldu hep.Konuyu farkli "kesimlerden kadinlarin katilimiyla tanimlamak; onlarin görüsleri çerçevesinde ortaya net bir fotograf çikarmak; gündemin ittirmesi ve zihinsel aliskanliklar nedeniyle sicak tartismalara yol açip çözüm arayislarini engelleyen duruma "serin" bir bakisla bakabilmek ve çözümün nerede oldugunu anlayabilmek, bu kitabin temel amacini olusturuyor. Yemenimde Hâre Var'da kadinlar tüm yönleriyle basörtüsünü konusuyor; dinî, hukukî ve siyasî boyutlari gözardi edilmeden...