Ve Bir Göl Vardı Bir Zamanlar
55,37 TL
| SKU | 9786052882030 |
|---|---|
| Yazar | Y. Haluk Aytekin |
| Yayınevi | Gece Kitaplığı |
Amatör kus gözlemcisi ve dil bilimci bir Fransiz…Bahtiyar adinda bir göl adami…Insanlarin dilinden anlayan bir marti…Ve üçünün kaderlerini birlestiren bir göl.
Jean görevli olarak Fransiz manda yönetimi altindaki Suriye topraklarina ayak bastiginda kaderinin bir gölle bütünlesecegini aklina bile getiremezdi. Bir av partisinde ilk defa gördügü Amik Gölüne bir kadina baglanir gibi baglanir ve görevinden istifa edip Antakya’ya yerlesir. Amik Gölü yakinindaki kasabada esraftan Sami Beyin kizi Mennus’a ders verirken yatili hizmetçi kadinin Bahtiyar adli küçük oglundaki zeka piriltisini fark eder ve onu oglu gibi yetistirir. Bahtiyar Jean’la birlikte gölde yaptiklari gezintilerde göldeki yasam hakkinda çok degerli bilgiler edinir. Hatay devletinin kurulusu ve Türkiye’ye baglanmasina yakindan tanik olan Jean bir sekilde bu topraklarda kalmayi basarir. Fakat bir yandan genç kizliga adim atan Mennus’un aski bir yandan da Ikinci Dünya Savasi kosullari Jean’i geri dönülemez bir sekilde karar vermek zorunda birakacaktir…
Askerlik çagi gelince Kore savasina gönüllü giden Bahtiyar psikolojisi bozulmus olarak geri döner. Onu rahatlatan tek sey sevgili gölüdür ve göl kiyisinda sazdan bir ev yaparak orada yasamaya baslar. Gölün kurutulmasi kararinin alinmasi Bahtiyar’in sakin yasantisini bozacaktir. O ve kasabanin aydin insanlarindan eczaci Esat Bey gölün kurutulmasina karsi umutsuz bir mücadeleye girisirler. Bahtiyar gölle ayni kaderi paylastiginin farkinda degildir…
Ve Bir Göl Vardi Bir Zamanlar 1930’lardan iki binli yillara uzanan bir zaman diliminde hem Türkiye, hem de Ortadogu cografyasinda yakin dönemin bir çok siyasi olayina gönderme yapan, gerçek ve kurgu insan kahramanlarla, doga üstü kahramanlarin ve hayvan kahramanlarin birlikte harmanlandigi, insan doga çatismasina ekolojik bir bakis getiren farkli bir roman.
“Yilan baliklari “su ne olur biraz su” diye feryat figan ediyorlardi. Bütün göl canlilari “su…su!” diye bagiriyorlardi. Onlarin sessiz çigligi kalpleri mühürlü insanlar tarafindan duyulmuyordu.
Günes ortaligi kasip kavurdukça gölde yasayan bütün canlilar -baliklar, su kaplumbagalari, yengeçler, kerevitler, salyangozlar, kurbagalar, midyeler, su yilanlari- hep birlikte “ölüyoruz” diye bagiriyorlardi. Feryatlari arsa ulasti, burunlarinin dibindeki insanlara ulasamadi. Sadece küçük insan yavrulari hariç…Gece birçok evde küçük çocuklar aniden uyanip aglamaya basladilar. Gecenin sessizligini evlerden yükselen çocuk aglamalari bozdu. Isiklar yandi. Anneler, babalar telasla çocuklarinin basina gitti. Ama çocuklarin neden agladigini ögrenemediler.”
Jean görevli olarak Fransiz manda yönetimi altindaki Suriye topraklarina ayak bastiginda kaderinin bir gölle bütünlesecegini aklina bile getiremezdi. Bir av partisinde ilk defa gördügü Amik Gölüne bir kadina baglanir gibi baglanir ve görevinden istifa edip Antakya’ya yerlesir. Amik Gölü yakinindaki kasabada esraftan Sami Beyin kizi Mennus’a ders verirken yatili hizmetçi kadinin Bahtiyar adli küçük oglundaki zeka piriltisini fark eder ve onu oglu gibi yetistirir. Bahtiyar Jean’la birlikte gölde yaptiklari gezintilerde göldeki yasam hakkinda çok degerli bilgiler edinir. Hatay devletinin kurulusu ve Türkiye’ye baglanmasina yakindan tanik olan Jean bir sekilde bu topraklarda kalmayi basarir. Fakat bir yandan genç kizliga adim atan Mennus’un aski bir yandan da Ikinci Dünya Savasi kosullari Jean’i geri dönülemez bir sekilde karar vermek zorunda birakacaktir…
Askerlik çagi gelince Kore savasina gönüllü giden Bahtiyar psikolojisi bozulmus olarak geri döner. Onu rahatlatan tek sey sevgili gölüdür ve göl kiyisinda sazdan bir ev yaparak orada yasamaya baslar. Gölün kurutulmasi kararinin alinmasi Bahtiyar’in sakin yasantisini bozacaktir. O ve kasabanin aydin insanlarindan eczaci Esat Bey gölün kurutulmasina karsi umutsuz bir mücadeleye girisirler. Bahtiyar gölle ayni kaderi paylastiginin farkinda degildir…
Ve Bir Göl Vardi Bir Zamanlar 1930’lardan iki binli yillara uzanan bir zaman diliminde hem Türkiye, hem de Ortadogu cografyasinda yakin dönemin bir çok siyasi olayina gönderme yapan, gerçek ve kurgu insan kahramanlarla, doga üstü kahramanlarin ve hayvan kahramanlarin birlikte harmanlandigi, insan doga çatismasina ekolojik bir bakis getiren farkli bir roman.
“Yilan baliklari “su ne olur biraz su” diye feryat figan ediyorlardi. Bütün göl canlilari “su…su!” diye bagiriyorlardi. Onlarin sessiz çigligi kalpleri mühürlü insanlar tarafindan duyulmuyordu.
Günes ortaligi kasip kavurdukça gölde yasayan bütün canlilar -baliklar, su kaplumbagalari, yengeçler, kerevitler, salyangozlar, kurbagalar, midyeler, su yilanlari- hep birlikte “ölüyoruz” diye bagiriyorlardi. Feryatlari arsa ulasti, burunlarinin dibindeki insanlara ulasamadi. Sadece küçük insan yavrulari hariç…Gece birçok evde küçük çocuklar aniden uyanip aglamaya basladilar. Gecenin sessizligini evlerden yükselen çocuk aglamalari bozdu. Isiklar yandi. Anneler, babalar telasla çocuklarinin basina gitti. Ama çocuklarin neden agladigini ögrenemediler.”