Beyaz denir ölüm için. Belki bu nedenle helvalar, bizi ölüme yaklastirdigi söylenen beyazlarla karilir. Törenler, feryat etme biçimleri hep aynidir. Bize acimizla hayatta ne yapacagimizi ögretmeyen ezberlerimiz belirler nasil bir ölüme geçecegimizi. Ne ki içinde yetistigimiz kültür bizi ölüme hazirlamaz, ölüm hakkinda düsünce üretmez, yas biçimlerinin farklilasmasina, ezberin bozulmasina degil, yalnizca duygularin kopyalanmasina izin verir. Matem elbette yasanmalidir ama kalp yalnizca bir ates topuna dönerse, akil da buz keser. Melek Özlem Sezer, ölümle ilgili tabulari yikmak için çiktigi yolda mesafeli bir durus sergiliyor. Minimalist siirleri ölümün yalinligini aktarirken, kimi zaman serin kaliyor, kimi zaman atesten parçalar kopariyor, duygusal ajitasyona kaçmama özenini ise her daim koruyor. Böylece farkli bakis açilarina ve yasam izleklerine alan açmaya çalisiyor.Ölümle karsilasmamizda bile hayati yeniden üretecek solugumuzun olmasi dilegiyle…