Tarihsel Uğrak Noktalarıyla Felsefeden Bilime...


23,00 TL
SKU 9786059408691
Yazar Mehmet Fatih Doğrucan
Yayınevi Kesit Yayınları

Bilim görüldügü üzere bütün tarihsel süreçlerin sonunda insani olmak sonucuyla bas basa kalmisti. Bahsettigimiz bilim, doga ve Tanri parantezinden tasarak dogrudan insan veya onlarin örgütlü bir ifadesi olan toplum fenomenine dayanmis ve süreç olarak ister Tanri’nin yarattigi insan diyelim, isterse de dogaya içkin insan diyelim, bu iki kavramin da belirleyenine dönüserek, Modernite eksenindeki felsefelerin temeline oturmustur. Aslinda sonsuzluk veya sinirsizlik atfedilen Tanri ve Evren kavramlarinin bir bakima, her daim kesfe açik bir gizemi kendi içinde mevcuttu. Ancak son tahlilde insan merkezli olarak insa edilen felsefe biçimi ve onun yarattigi bilim, kesif yapsa dahi bu bir gizemin desifresinden daha çok öngörülenin hesaplanmasi veya gerçeklesmesi halini almaya baslamistir. Aslinda bu manada tarihin sonu iddiasinda bulunan Fukuyama, bunu Hegel diyalektigine karsi çikis olarak hedeflemis olsa da, içindeki haklilik paydasi, insanin gizem yüklenen her seyi kesfetmis olmasi veya kesfedilmemis olani dahi, öngörüsel olarak hesaplayabilmesi olarak düsünülebilir. Tarih, kestirimsel oldugu zaman acaba ilerlemeci midir? Medeniyet ilerleyen bir tarih bilinci ile mümkünse, ilerlemeyen tarih sonucunda medeniyetin durumu nedir? Asil soru budur. Bugün ilerleme ve gelisme idesinin yarattigi bilim, metodik olarak ilerlemek yerine sabitlenmisse ilerleyen nedir?