Siirtin Cumhuriyet Serüveni 1923 1950 Gelenek, Modernite, Milli Kimlik
33,00 TL
| SKU | 9786052068052 |
|---|---|
| Yazar | Ömer Obuz |
| Yayınevi | Akıl Fikir Yayınları |
Siirt’te en fazla özlenilen ve hosa giden sey dam’da uyumak ve gece hayatidir. Baska yerlerde sabaha kadar tahtakurusundan, sivrisinekten ve pireden yatilmazken; Siirt’te geceleri yildizlar altinda bu kadar rahat uyumak cidden bir memleket için gipta olunacak bir mazhariyettir. Siirt’in eglence yerleri bol olmamakla beraber gece hayatinin ruha verdigi manevî sükûn ve huzur belki de bir çok zevklere bedeldir.
Yildizlari bol olan bir sema altinda dam hayatinin insan kalbine verdigi ebedi sükûnu bilmem tattiniz mi?
Siirt’te gece ve dam hayati. Beyaz binalar, mehtabin tatli sualari altinda çok güzel ve sairane bir renk alir. Bazen etraf biraz sessizdir. Sükûn ve sükut varliginizi ihata etmistir. Eger biraz içli iseniz derhal melankolik bir hal alir ve ihtimalki bu sessizligin ahengi ile kendinizden geçmis olursunuz.
Alninizda ve saçlarinizda duyulamayacak kadar hafif ihtizazlar yaparak titreyen aksam rüzgarlarini adeta damla damla emmek için kendinizde bir arzu duyarsiniz. O vakit hayalâta dalmaya bile lüzum kalmaz. Çünkü bizzat baskasinin gözüyle muhayyel bir hayatin içindesiniz.
Fakat bununla beraber gecenin lâtif havasina ve sessiz ahengine karisan fani hüzünlerin çilgin kahkahalari sizi bu sükûnet aleminden ayirdigi an; muhakkak ki kendinizi bir bosluk içinde hissedersiniz. Bazen de hafif bir yaprak hisirtisi bu duyulan sükûnu ihlâl edebilir. O zaman semanin namütenahi bosluklarinda yildizlar arasinda dolasan ruhunuz bu ulviyetten hemen siyriliverir.(Misbah Seven, Siirt Gazetesi, 16 Haziran 1945)
Yildizlari bol olan bir sema altinda dam hayatinin insan kalbine verdigi ebedi sükûnu bilmem tattiniz mi?
Siirt’te gece ve dam hayati. Beyaz binalar, mehtabin tatli sualari altinda çok güzel ve sairane bir renk alir. Bazen etraf biraz sessizdir. Sükûn ve sükut varliginizi ihata etmistir. Eger biraz içli iseniz derhal melankolik bir hal alir ve ihtimalki bu sessizligin ahengi ile kendinizden geçmis olursunuz.
Alninizda ve saçlarinizda duyulamayacak kadar hafif ihtizazlar yaparak titreyen aksam rüzgarlarini adeta damla damla emmek için kendinizde bir arzu duyarsiniz. O vakit hayalâta dalmaya bile lüzum kalmaz. Çünkü bizzat baskasinin gözüyle muhayyel bir hayatin içindesiniz.
Fakat bununla beraber gecenin lâtif havasina ve sessiz ahengine karisan fani hüzünlerin çilgin kahkahalari sizi bu sükûnet aleminden ayirdigi an; muhakkak ki kendinizi bir bosluk içinde hissedersiniz. Bazen de hafif bir yaprak hisirtisi bu duyulan sükûnu ihlâl edebilir. O zaman semanin namütenahi bosluklarinda yildizlar arasinda dolasan ruhunuz bu ulviyetten hemen siyriliverir.(Misbah Seven, Siirt Gazetesi, 16 Haziran 1945)