Samuel Beckettin Adlandırılamaz Tiyatrosu
28,00 TL
| SKU | 9786054822294 |
|---|---|
| Yazar | Serpilekin Adelina Terlemez |
| Yayınevi | Epos Yayınları |
Bu eser, “hosa giden” tiyatro ile yolunu ayirmak isteyen Samuel Barclay Beckett’in tiyatro oyunlariyla diger eserlerinin ve kendi metinlerinden bizzat yaptigi çevirilerin derin ve ayrintili bir incelemesini içeriyor. Beckett “öteki” dilde yeni bir müzik bulmaya çalisiyor. Öz-çevirisi, dosdogru hedefine giden bir ok gibi yayindan firliyor. Müzik notalari gibi ele aldigi sözcükleri, kukla gibi oynatiyor. Beckett’in yazim tarzi caz müzigine, tiyatrosu da siirsel-kültürel-dil(bilim)sel-felsefî bir potaya benziyor. Beckett tiyatrosunun kimligi, farkliligindan ve kendini asma istemi kadar tekrar içine kapanmak saplantisindan kurtulma isteminden de yüzeye çikiyor.
Yazar Beckett’i Bati kültürünün her alanina ve dönemine çengel atmis evrensel bir kültür adami olarak görüyor ve öyle takdim ediyor. Kimler yok ki yardima çagirdiklari arasinda! Aristo’dan Adorno’ya, Binbir Gece’den Bergson ve Bram van Velde’ye, Cervantes’ten Camus’ye, Dante’den Deleuze ve Derrida’ya, Freud’dan Foucault’ya, Heraklit’ten Husserl ve Heidegger’e, Kitabi Mukaddes’ten Kant’a, Leonardo’dan Lacan’a, Molière’den Marivaux’ya, Platon’dan Proust’a, Rabelais’den Rafaello’ya, (aralarini kendiniz doldurabilirsiniz), Bati kültürünün tüm “ekâbiri” ve birçok baskalari, özgün alinti ve yorumlarla konuya baglanmis olarak, orada…
Beckett uzmani Bruno Clément’in önsözünde belli-belirsiz ima ettigi gibi, eger Serpilekin, Beckett’le ve karakterleri ile kendisi arasinda bir empati hissetmis, belki kendini bir anlamda bir Beckett karakteri gibi görmüsse, hiç kuskusuz diyorum ki, bu çalismasiyla Beckett’e karsi gelerek “çömlegini kirmis”, Beckett dünyasindan kendini kurtarmistir.
Her sey bir tarafa mükemmel bir Beckett biyografisi sunuyor bu kitap.
Yazar Beckett’i Bati kültürünün her alanina ve dönemine çengel atmis evrensel bir kültür adami olarak görüyor ve öyle takdim ediyor. Kimler yok ki yardima çagirdiklari arasinda! Aristo’dan Adorno’ya, Binbir Gece’den Bergson ve Bram van Velde’ye, Cervantes’ten Camus’ye, Dante’den Deleuze ve Derrida’ya, Freud’dan Foucault’ya, Heraklit’ten Husserl ve Heidegger’e, Kitabi Mukaddes’ten Kant’a, Leonardo’dan Lacan’a, Molière’den Marivaux’ya, Platon’dan Proust’a, Rabelais’den Rafaello’ya, (aralarini kendiniz doldurabilirsiniz), Bati kültürünün tüm “ekâbiri” ve birçok baskalari, özgün alinti ve yorumlarla konuya baglanmis olarak, orada…
Beckett uzmani Bruno Clément’in önsözünde belli-belirsiz ima ettigi gibi, eger Serpilekin, Beckett’le ve karakterleri ile kendisi arasinda bir empati hissetmis, belki kendini bir anlamda bir Beckett karakteri gibi görmüsse, hiç kuskusuz diyorum ki, bu çalismasiyla Beckett’e karsi gelerek “çömlegini kirmis”, Beckett dünyasindan kendini kurtarmistir.
Her sey bir tarafa mükemmel bir Beckett biyografisi sunuyor bu kitap.