Charles Dickens; Ingiltere’nin, üzerinde günesin batmadigi büyük bir imparatorluga dönüstügü çagin tanigiydi. Aklin ve bilimin ürünü olan Sanayi Devrimi, Ingiltere’yi yüzyilin en büyük emperyalist gücü yaparken, diger yandan ülke, zenginlik ile yoksullugun, kentlesme ile kirsalligin yan yanaliginin çeliskileri içindeydi. Aklin (bilimin) ve ilerlemenin tanrisallastirildigi, pozitif düsüncenin bütün metafizigi dista biraktigi 19. yüzyil Avrupasi’nda (Ingiltere’de) aklin “kisa devre yapmasini” ve akildisi, denetlenemez, fizik ile doga yasalarina uymayan “seyin” fantastik-gotik olarak ortaya çiktigini görüyoruz. Ilginç olan, Sanayi Devrimi’ne bir tepki olarak da anlasilabilecek bir tür olan ‘Gotik Roman’a, hayatin içinde bir sürü “psikokinetik” olayin eslik etmesiydi. 19. yüzyilin ikinci yarisinda Ingiltere’de kurulan “London Arastirma Enstitüsü” yaklasik on yil boyunca binlerce ruh çagirma, kehânet, hayalet ve hortlak vakasini resmen kaydetmistir.