Okudugunuz öyküler size insanin ruhunu, yasami, ayak bastiginiz topragi bütün renkleriyle, çesitliligiyle anlatabiliyorsa; o öyküyü okudugunuzda içinde bulundugunuz mekandan, o anin gerçekliginden kopuyorsaniz; yüreginiz bir yaprak gibi titriyorsa; bu benim, ben de bunlari yasadim, diyorsaniz; iste orada sanat, sanatin gücü, güzel duyu, bütün görkemiyle sizindiler artik... Arada soluk alacaksiniz. Gözünüz sayfalarda; o kahramanlarla birlikte üzülecek, birlikte sevineceksiniz. Bir yasama, bütün görkemiyle bir yasama ortak olacaksiniz; yeni dostlarimiz olacak, yoldaslariniz; sirlarini paylasacaksiniz, sirrinizi paylasacaklar gece yarilarinda, uykusuz gecelerde... Seviye Merih’in öykülerini Agora’da yayimlanmadan önce okudugumda, kahramanlariyla böyle bir duygu yolculuguna çikmistim. Simdi de çikiyorum, dosyasini okurken. Onun öykülerini sevdim. Hayatima, hayatimiza yakin buldum. Içinden çikip geldigi; tarlada, tütünde, sokakta, parkta gördügü; yasamlarinin tanigi oldugu kahramanlari, bizim de yakindan tanidiklarimizdir. Bunun içindir ki Seviye Merih’in öykülerindeki kahramanlar yakinimizda dururlar, yani basimizda; dokunmak için, birlikte yolculuklara çikmak için.Hasan Özkiliç- (Arka Kapak)