ölümüne bir askin ölümsüz bir destani. Siirin siri ikliminde, kelebek kanatlarina dokunan zarif ve naif bir anlatim.
Bir bahar senliginde yildirim hiziyla bagislayan iki ask. Bir trajediye dönüsen dönüsüken de öteki mutlu asklarla birlikte okuyucunun da yüregini daglayan bir karasevda.
Yazgilarinda birlesmek yazan Siti ile Tacdin, karasevdali mutsuz asiklarin öyküsünü satir aralarinda yitip giderler.
Siti ile Tacdin'in kavusmasi Mem ile Zin'in ayriliklarinin vurgusu olur.
Kavusabilenler asklarini. Kavusamayanlar ise destan olur ve dolasir dilden dile. Ulasirlar yasamdan kitaba, topraktan siire.
Vezir olabilmek ugruna her yola basvuran ve sonunda Bey'in aklini çelecek olan haris, kindar ve acimasiz Beko, dogunun bu ölümsüz ask öyküsünün Iago'su olarak çikar karsimiza. Söylemin aksak ritmiyle çagristirilan Shakespeare ve Fuzuli artik hiç uzakta degildir, "Eomeo ile Juliet" ve "Leyla ile Mecnun" öyküsünü de çagristiran ve onlari asan bir siirsel metinde.