Bir tüneldeyim simdi. Tek isigim elimdeki pili bitmis el feneri. Girdigim kapiyi hatirlamiyorum, nereden çikacagimi bilmiyorum. Ilerliyorum. Karanligin kokusu gözlerimi yasartiyor ama yolumu bulacagim biliyorum. Nefesim kulaklarimda yankilanirken, aklimda sadece çikisa varacagim an var. Bir de zeytinyagli pirasa tabi, çok severim. Karanlikta hayal meyal annemi görüyorum, islak elleriyle pirasa dogruyor. Öyle merhametli ki elleri, pirasayi sanki oksuyor. Hemen yaninda ablam pirasalardan birini mikrofon yapmis sarki söylüyor. Babam yok. Sahi babam nerede? Gözlerim babami ararken bir çiglikla irkiliyorum. -Leylak kos! Kosuyorum. Bir an için arkama bakiyorum. Biri beni kovaliyor ya da biri bana ulasmaya çalisiyor, ayirt edemiyorum. Aniden bastiran yagmur hizimi etkilemiyor. Arkamdaki kisiyi sanki bir yerden taniyorum. Kosuyorum. Gelecege, geçmise, simdiye kosuyorum...