Kızıldeniz'de Osmanlı İngiliz Rekabeti Ve Cidde Olayları


55,00 TL
SKU 9786057898401
Yazar Durmuş Akalın
Yayınevi Kesit Yayınları

Yavuz Sultan Selim’in Misir’i ele geçirmesi ile baslayan Osmanli Devleti’nin Arap Yarimadasi üzerindeki hâkimiyeti I. Dünya Savasi sonuna kadar devam etmistir. Ne var ki zaman içerisinde Osmanli Devleti’nin siyasi ve askeri gücünün zayiflamasi Arap Yarimadasi’ni etkilemistir. Uzunca bir süre açikça görülmeyen bu zayiflik Napoléon Bonaparte’in Misir’i isgali ve ardindan Mehmed Ali Pasa’nin Misir’da kurdugu iktidar ile kendini belli etmistir. Arap Yarimadasi’nda Osmanli Devleti’nin gücünün azalmasini gösteren en önemli hadise ise Vehhabi hareketinin yükselisi ve Osmanli Devleti’nin bu konuda yetersiz kalisi olmustur. Söz konusu dönemde Hindistan’a hâkim olan Ingiltere yavas yavas Basra Körfezi ve Kizildeniz’e dogru sokulmaya baslamistir. Baslangiçta Fransa’ya karsi askeri tedbirler olarak görülen yerlesmeler zamanla yerini ticari kaygilara birakmis ve Aden gibi sehirler bir sekilde Ingiltere’nin kontrolü altina girmeye baslamistir. Osmanli Devleti bu durumun her ne kadar farkinda olsa da devletin çözüm bekleyen baska acil sorunlari bu kayiplarla yeterince ilgilenilmesine firsat birakmamistir.

Osmanli Devleti’nin bölge üzerindeki hâkimiyetini etkileyen en önemli gelisme ise Mehmed Ali Pasa’nin Misir’da kurdugu iktidar olmustur. Bu dönemde Mehmed Ali Pasa Hicaz da dâhil olmak üzere Arap Yarimadasi’nda Yemen’e kadar uzanmistir. Haliyle Osmanli Devleti bir ara Arap Yarimadasi’ndan uzaklasmistir. Ne var ki 1840’tan itibaren Mehmed Ali Pasa’nin gücü kirilmis ve Hicaz taraflari tekrar Osmanli Devleti’nin dogrudan idaresi altina girmistir. Mehmed Ali Pasa’nin bölgeden çikisi ve Osmanli Devleti’nin yeniden Kizildeniz etrafina hâkim olusu arasinda basta Ingiltere olmak üzere birçok Avrupa devleti bölgede konsolosluklar ihdas etmistir. Ilerleyen dönemlerde bu konsolosluklar çok önemli roller üstleneceklerdir. Yine de Arap Yarimadasi’nin kendi kontrolü altina girmesinden itibaren Osmanli Devleti, muktedir pasalarla Hicaz’i ve Kizildeniz’i himaye etmeye çalismistir. Ne var ki bu hiç de kolay olmamis bölgede 19. yüzyilin ortasina kadar görev yapan birçok Osmanli valisi Ingiliz konsoloslarla karsi karsiya gelmistir. Ancak yine de Cidde Olaylari’na kadar Osmanli Devleti tüm Kizildeniz’i kapsayan daha genis perspektifli politikalar icra etmeye gayret etmistir. Tüm gayretlere ragmen bölgede görev yapan valiler hakkinda Cidde Olaylari öncesinde ve olaylardan sonra Ingiliz konsoloslar tarafindan sikâyetlerde bulunulmus hatta bazilarinin görevden alinmasi bu sikâyetlerden ileri gelmistir.

Genel olarak bakildiginda ise Ingiltere ve Fransa gibi devletler Hicaz ahalisi ve Kizildeniz etrafinda Osmanli Devleti’nin güçsüzlügünü göstererek gerek tüccarlar gerekse de halk nazarinda itibar kazanmaya çalismislar ve çok geçmeden de bu hedeflerine ulasmislardir. Ingiltere ve Fransa’nin bir diger hareket tarzi ise devlet ile ahali arasindaki uyusmazliklari derinlestirmek olmustur. Bu uyusmazliklardan ortaya çikan bosluklar ise Ingiltere gibi devletler tarafindan vakit kaybetmeden doldurulmustur. Hikâyeyi kisaca özetlemek gerekirse Osmanli Devleti Kizildeniz ve Arap Yarimadasi’nda önce itibarini, sonra tüccarlarini ve zengin ahalisini en sonunda ise topraklarini ve siyasi hâkimiyetini kaybetmistir. I. Dünya Savasi ise uzunca bir süredir zaten iyice yipranmis ve kaybedilmis olan siyasi hâkimiyetin resmen tasdik edilmesi ve tüm dünyaca görünür olmasindan baska bir sey degildir.