“...Bu düsünceler onun mimarligini melez bir duyarliliga ve çok genis bir ilgi alanina tasiyor. O totaliter olmayan bir biçimde degisik dönemlerin ayirdinda olarak geçmiste tasin ve cephe mimarliginin, günün orta karar mimarliginin, alüminyumun / çeligin belirledigi gelecek mimarliginin kesisiminde bir yolu benimsiyor... Dogrusu bunu yaparken herhangi bir üslubun etkisinde kalarak degil, ancak üsluplari süperpoze edildigi bir tarzda ve Dogu ve Bati’nin kendi özgül kimliklerini ve otonomilerini koruduklari bir tarzda gerçeklestiriyor... (Arka Kapak)