Sevgili okurlar, Isin dogrusunu isterseniz, sinav sorulari hazirlamak benim uzmanlik alanim degil. Öyle ya, üniversitelerimizin neyi eksik? Masallah (Elemterefis, kem gözlere sis), YÖK gibi kurulusumuz var. ÖSYM’miz var. Dahasi, Milli Egitim Bakanligimiz var... Onlar dururken, benim bu konularda degil yazi yazmam, kalem bile oynatmam abesle istigal etmek olurdu. Iste bu halisane düsüncelerle, Memleket egitimi emin ellerde, sen sirt üstü yuvarlan yerlerde diyerek, uzun süre bu konulardan uzak durdum. Ama, maalesef, degerli okurlar, üzülerek itiraf ediyorum ki, durum hiç de benim sandigim gibi degilmis. Meger, kazin ayagi perdeliymis! Geçenlerde, üniversite sinav sorulari diye orta yerde dolasan kitapçiklara bir göz atayim dedim. Hay, atmaz olaydim! Bir de ne göreyim, sasirdim, kaldim! Sorulardan hiçbirinin gerçek yasamla en ufak bir ilgisi yok. O sorularin hepsini bilsen ne, bilmesen ne... Hayatta bizlere ne faydasi olacak ki? Bu sorulari hazirlayanlar, Bektasi’nin dedigi gibi, Ya, hiç dayak yememisler ya da sayi saymasini bilmiyorlar! (Tanitim Yazisindan)