Bir gün bana Dünyanin en büyük askini anlat, deselerdi, ilk bizi söylerdim ve hep bizi
Baska hikâyeler bilmez, bizden baskasini düsünmezdim. Bir ömür, hatta binlerce ömür; sayfa sayfa, askimizi bikmadan usanmadan yazardim. Ama bir gün bana Hayatina kan tohumu ekeceksin, kendi elinle bembeyaz sayfalari kirmiziya boyayacaksin,” deselerdi buna asla inanmazdim. Bu olsa olsa kötü bir rüya, derdim.
Kulaklarimi kapatir bir daha duymak istemezdim.
Ben Doktor Joseph
Yasamin kiyisindaki canlara hayat veren, son nefese hazirlanan çirpinistaki kalplere umut getiren adam…
Bu anlatilanlara inanamam
Bu kötü bir rüyadan da beter, adeta bir kâbus. Bembeyaz sayfalarima atilmis, acimasiz ve kanli bir ok.
Böyle bir askti yasanan, hatta hafizalari derin bir hüzne bogan. Bir elinde kayip giden ask, diger elinde yeni dogan ama bir türlü üzerindeki yabanciligi atamayan bir sevda
Tanri’nin bu sinavi, herkesin yüreginde derin bir iz birakacak kadar hüzün doluydu. Sahip çikilmak mi yoksa sahiplenmek mi zordu? Bunu bile bilmiyordu. Ta ki küçücük bir kalbin ona karsi verdigi mücadele karsisinda, gözlerinden sessizce yanaklarina dökülen damlalar, kalbine düsene kadar. Thorberta ve Noss Iki güzel yürekti. Düsününce, hangisi hak etmisti Joseph’in askini? Hangisi daha mutlu etmisti hayatlarina giren bu adami? Her ne kadar kosullar ayni olmasa da, askta bir fark var miydi? Iste bu sorularin cevabini Joseph’tan baskasi bilmiyordu. Ama onun da bunu düsünecek gücü yoktu. Çünkü, o bir degil iki hayat yasamisti, ikisini de anlamamisti
Gördügü sahneler bir düs müydü ya da her gün biraz daha düstügü mü?
Ne dersiniz?
Bir ask, diger bir aski dogurur mu hayata?
Baska hikâyeler bilmez, bizden baskasini düsünmezdim. Bir ömür, hatta binlerce ömür; sayfa sayfa, askimizi bikmadan usanmadan yazardim. Ama bir gün bana Hayatina kan tohumu ekeceksin, kendi elinle bembeyaz sayfalari kirmiziya boyayacaksin,” deselerdi buna asla inanmazdim. Bu olsa olsa kötü bir rüya, derdim.
Kulaklarimi kapatir bir daha duymak istemezdim.
Ben Doktor Joseph
Yasamin kiyisindaki canlara hayat veren, son nefese hazirlanan çirpinistaki kalplere umut getiren adam…
Bu anlatilanlara inanamam
Bu kötü bir rüyadan da beter, adeta bir kâbus. Bembeyaz sayfalarima atilmis, acimasiz ve kanli bir ok.
Böyle bir askti yasanan, hatta hafizalari derin bir hüzne bogan. Bir elinde kayip giden ask, diger elinde yeni dogan ama bir türlü üzerindeki yabanciligi atamayan bir sevda
Tanri’nin bu sinavi, herkesin yüreginde derin bir iz birakacak kadar hüzün doluydu. Sahip çikilmak mi yoksa sahiplenmek mi zordu? Bunu bile bilmiyordu. Ta ki küçücük bir kalbin ona karsi verdigi mücadele karsisinda, gözlerinden sessizce yanaklarina dökülen damlalar, kalbine düsene kadar. Thorberta ve Noss Iki güzel yürekti. Düsününce, hangisi hak etmisti Joseph’in askini? Hangisi daha mutlu etmisti hayatlarina giren bu adami? Her ne kadar kosullar ayni olmasa da, askta bir fark var miydi? Iste bu sorularin cevabini Joseph’tan baskasi bilmiyordu. Ama onun da bunu düsünecek gücü yoktu. Çünkü, o bir degil iki hayat yasamisti, ikisini de anlamamisti
Gördügü sahneler bir düs müydü ya da her gün biraz daha düstügü mü?
Ne dersiniz?
Bir ask, diger bir aski dogurur mu hayata?