Kentin ortasindaki yoldan geçiyordu balikçi... Bisiklet lastiklerinin üstüne çatilmis uyduruk bir el arabasindaydi baliklari. Hamsi satiyordu. O balikçi, kitaplardan bildigimiz, denizle, büyük baliklarla bogusan ihtiyar balikçi degildi. Denize çikmaz, balik tutmazdi. Genç sayilirdi. Hava soguk olmasa, ince, yamali ceketinin örtmeye çalistigi siska bedeni üsümese, üç gündür kesilmemis sakallari tras edilmemis olsa ve gözleri islak olmasa daha da genç gözükecekti.
“Haydee! Taze hamsi var!“
(Kitabin Içinden)
“Haydee! Taze hamsi var!“
(Kitabin Içinden)