“Günesin ilk isiklari benim varligima hakim olan simsekleri sona erdirdi. Çok yorgundum. Disaridaki sessizlik ruhumu oksuyordu... Fakat Zinaida’nin hayali hala gözlerimin önündeydi. Bu defa sakin, duru, sanki bataklik sazlarindan ayrilip havada uçan kugu kusu gibi rahatsiz edici seylerden siyrilmisti... Uykuya dalarken, son bir kez daha vedalastim onunla. Kalbimi bütün samimiyetimle ona verdim... (Arka Kapak)