“Anadolu’nun bir kasabasinda bir nalbant dükkani görmüstük bir vakit, dükkan silme at nali doluydu; ocagin basindaki belki yüz yasindaki adam sürekli at nali yapip, ürettiklerini tezgaha diziyordu. Ama dikkat ettim o kasabada görünürde at yoktu, gelisen teknoloji at gereksinimini kaldirmisti, motorlu araçlar dolaniyordu her yerde. Sorduk o yüz yasindaki adama; “Neden bu kadar çok nal yapiyorsun?“ diye, adamin yaniti ilginçti. “Buradaki tek nalbant benim, ben yapmazsam baska kim yapacak?“... Belli ki meslegine karsi bir sorumlulugu vardi yasli nalbantin. Atsiz köyün nalbantlari için issizlik kaçinilmazdir. Ama Yüz yasindaki adam, mucize gerçeklestirmisti, hiç kullanilmayacagini bile, bile nal yapmayi inatla sürdürüyordu ancak tek bir kazanci vardi o nal yaptikça meslegi de yasamaya devam ediyordu. Biz bu dergiyi “Atsiz köyün issiz nalbandi“ sloganiyla çikarttik.“ (Arka Kapak)