Eylül adli romanda olaylardan çok, kahramanlarin iç dünyalarinin anlatimina agirlik verilmistir. Romanda evli bir kadin ile evlerine girip çikan genç bir akrabasi arasinda yasanan yasak ask anlatilir. Suad bir yanda kocasina duydugu baglilik ile diger yanda Necib’e karsi duydugu ask arasinda bocalar, çirpinir durur. Necib ise bir yanda akrabasi Süreyya’ya duydugu arkadaslik, dostluk ile diger yanda Suad’a karsi duydugu ask arasinda bocalar. Mehmet Rauf, Eylül adli romaninda yasak asktan kaynaklanan imkansizliklari, bu iki asigin psikolojik hallerini, kirginliklarini, kiskançliklarini, sevinçlerini, heyecanlarini, vicdan azaplarini gerçekçi bir sekilde yansitmayi basarmistir.
Eylül hüzünlü bir ask romanidir. Bu ask, gözlerde baslayip gözlerde yasanan ve yine gözlerde biten, vuslatin olmayacagini bile bile yine de kalplere söz geçirilemedigi için yasanan, duygusal boyutta kalarak safligini koruyan, bedensel boyuta tasinarak kirletilmeyen güçlü bir asktir. Asklarini bu dünyada yasama imkani bulamayan Necib ile Suad, romanin sonunda yanarak can verirler. Bir anlamda, asklarini öldükten sonra baska bir âlemde yasayacaklardir.
Eylül hüzünlü bir ask romanidir. Bu ask, gözlerde baslayip gözlerde yasanan ve yine gözlerde biten, vuslatin olmayacagini bile bile yine de kalplere söz geçirilemedigi için yasanan, duygusal boyutta kalarak safligini koruyan, bedensel boyuta tasinarak kirletilmeyen güçlü bir asktir. Asklarini bu dünyada yasama imkani bulamayan Necib ile Suad, romanin sonunda yanarak can verirler. Bir anlamda, asklarini öldükten sonra baska bir âlemde yasayacaklardir.