Eğitim Örgütlerinde Kültürel Liderlik Ve Meslek Ahlakı


0,00 TL
SKU 9786052414705
Yayınevi Pegem Akademi Yayıncılık


Bilgi toplumu örgütlerinin vizyonu, insanı mutlu etmeye yöneliktir.


Bu vizyona uygun paradigmalar geliştirilmekte, örgüt ve yönetim


felsefesi yeniden şekillenmektedir. Araştırmalar da insan öğesi


üzerinde odaklanmaktadır. Çünkü en değerli varlık insandır. Örgütler


insanla anlam kazanır, insanla şekillenir ve insanla başarıla ulaşabilir.


Yirminci yüzyılın ikinci yarısından sonra yönetim biliminde


insan kaynağının önemi daha iyi anlaşılmaya başlamış ve araştırmalar


bu alanda yoğunluk kazanmıştır.


Örgüt yönetiminde iş görenlerin işlerinden beklentileri, ihtiyaç


türleri, ihtiyaçların boyutları üzerinde durulmuş ve karşılanma


düzey ve biçimleri araştırmalara konu edilmiştir. Bununla birlikte


özellikle 90’lı yıllarda örgütsel kültür, araştırmacı ve uygulayıcıların


ilgisini daha fazla çekmeye başlamıştır. Toplumsal yaşam biçimi olarak


tanımlanan kültürün örgütsel boyutu ve işlevleri üzerindeki çalışmaların


yanında kültürel boyutun önemli bir bileşeni olan mesleki


etik, örgütsel etik ve yönetimsel etik gibi konular da dikkat çekmeye


başlamıştır.


İletişim teknolojilerindeki hızlı değişim, hayata anlam vermede


ve toplumsal ilişkilerde çok hızlı değişimlere sebep olmuştur ve bu


durum daha da hızlanmaktadır. Bilgiye erişimin zaman mekândan


bağımsız hale gelmesi özellikle “Z” kuşağı olarak adlandırılan 2000’li


yıllarda doğmuş olan gençlerin anlama ve değerlendirme biçimlerini


köklü değişime uğratmıştır. Basılı medyaya ilgi azalmakta, televizyon


gibi görsel medyanın da gençler tarafından hızla terkedildiği


gözlenmektedir. Genç kuşaklar arasında iletişimden etkileşime, alışkanlıklardan


tercihlere, dinlenmeden beslenmeye her şey değişmektedir.


Günlük hayatın hızı ve çeşitlenmesi, Genetiği Değiştirilmiş


Organizmalar (GDO) olarak adlandırılan gıdalarla hızlı beslenme


alışkanlıkları insanlarda obezite gibi bedensel rahatsızlıklara yol açmaktadır.


GDO’lu gıdaların insan bedenine verdiği zarar gibi, özellikle


internet ve benzeri erişim kanalları aracılığıyla çok kısa sürede,


kaynağı pek bilinmeyen, çoğu zaman gerçeği yansıtmayan, bilgi


yığınlarına erişim çok daha hızlı ve sınırsız hale gelmektedir. Gerçekleri yansıtmayan, en azından kuşkulu olan bilgilere de Genetiği


Değiştirilmiş Bilgi denebilir. GDO’lu gıdalarla nasıl ki sağlıklı bir


bünyeye sahip olmak pek mümkün değil ise GDB ile de sağlıklı iletişim


ve bilim gerçekleştirilemez. Aynı şekilde sınır tanımayan iletişim


ağıyla kültürler arası farklılıklar kalkmakta ve yerel, milli kültür


kontrolsüz şekilde değişime uğramaktadır. Ana kodları değiştirilmiş


ya da karıştırılmış olan kültür için de GDK kavramı kullanılabilir.


Genetiği değiştirilmiş kültürle sağlıklı toplumsal yapının oluşturulması


da pek mümkün görülmemektedir.


Toplumsal hafızanın sağlıklı oluşabilmesi sağlıklı eğitimle


mümkün olabilir. Ailede başlayan eğitim çevrede ve özellikle okulda


çok daha özenle düzenlenerek verilmelidir. Okullar sadece bilgi, beceri


kazandıran kurumlar olmak yerine anlayış, hikmet ve marifetin


yaşanılarak kazanıldığı kurumlar olmalıdır. Toplum ve ailenin en


düzenli destekleyicisi olan okulların, toplumun özünü yansıtan değerlerin


yaşandığı, desteklendiği ve geliştirildiği ortamlara dönüşebilmesi


için özellikle okul yöneticiler, öğretmenler, veliler, diğer tüm


paydaşlar ve bunlar aracılığıyla öğrenciler milli kültür ve milli ahlak


anlayışıyla evrensel değerleri de harmanlayarak şekillenen eğitimle


geleceğe sağlam temellerle yönelebilir.


Bu çalışmada eğitim kurumlarında kültürel liderlik ile meslek ahlakı


ele alınmıştır. Köklü bir kültürel birikimi bulunan toplumumuzda,


eğitim örgütlerinde çağdaş bilimsel gelişmeler ışığında kültürel


değerlerle toplumsal bilincin oluşturulabileceğine inanılmaktadır.


Bu çalışmanın ilk baskısındaki muhtemel hata ve eksikliklerin


düzeltilmesi için okuyuculardan öneri beklenmektedir.1


Dr. Bilal YILDIRIM


Ekim, 2018