Felsefe,doga bilimlerinin kendi içlerinde sürüp giden gelisim sirasinda ortaya çikmis olan çok yönlü degismeleri ve özellikle de yine bu bilimlerin kendi içlerinde geçirmeye basladiklari temelden gelen sarsintilar karsisinda,iki nedenden dolayi ilgisiz kalamazdi. Çünkü,il olarak,bilim dayandigi ve pek derin bir düsünme serüveni içinde elde edilmis olan eski tasarimlarini,yine kendi kategoryal yolu üzerinde mesrulastirmayi deneyecek bir durumda degildi ve bu konuda artik yeni bir bilgi-kuramsal (yani felsefi)yönelime ihtiyaç vardi. Bunun disinda ikinci olarak,felsefenin,bilimleri yeni bir tarzda ele almasi,bilimin ön dayanaklarini simdiye kadar oldugundan çok daha dikkatli bir biçimde incelemesi ve giderek bu ön dayanaklari temelinden çözümlemesi gerekiyordu.