Deveciyle ahbaplik etmek isteyenin, avlusu genis olmali, derler. Farkindalik, farkli olani bulmaktan, hatta fark yaratmaktan öte, kendini bulmaktir. ’Sevgili Demirkol, paleontoloji merakindan ve Sanço Panza’ya yönelik duyarliligindan fazlasina sahip ki, Avlumda Bir Deve Var ile bizleri yeni ufuk, merak, zevk ve bakis açilarina sans vermeye davet ediyor. Günlük hayatin küçük ayrintilarini, belki de gerektiginden fazla önemseyerek, sadece yönetim bilimi açisindan degil, kültürsever bir tavirla, ’kullandigi Türkçeyi kagittan esirgemeden’ bizlere gösteriyor, hatirlatiyor Cin ve Tonik’in askini anlatiyor ama Kokorecin damaginda biraktigi tadi da asla es geçmiyor. Yedi Bilge ile sohbet ederken, ne Midhat Pasa’yi, ne Geronimo’yu ne de Orson Welles’i unutuyor. Münir Nureddin Bey’i dinlerken Strauss’tan da zevk alinabilecegini kanitliyor. Farkliliklardan yola çikarak, adeta asûre lezzetinde sesleniyor bizlere. Belki de bu yüzden yasitlarimizca onlardan daha genç oldugu söyleniyor... Bakalim babamin yuvarlak gözlüklerine, bu sefer hayatin hangi köseleri çarpmis? Sîmten Demirkol- (Tanitim Bülteninden)