Ne günlerdi onlar! Fakat simdi anliyordu; yaslanmis, günü geçmis boksörleri yenmisti hep. O gençlikti, yükseliyordu; onlar ise yaslilardi, batiyorlardi. Ne kadar kolay olmustu, sasmamak lazimdi o kolayliga onlarin damarlari genislemis, parmaklari ezilmisti, kemiklerinde sayisiz dövüslerin yorgunlugunu tasiyorlardi. Rush Cutters Bay'de, yasli Stowsher Bill'i yenisini hatirladi; on sekizinci rauntta yenmisti; sonra Bill soyunma odasinda bir çocuk gibi aglamisti. Kim bilir, belki evinin kirasini verememisti. Belki evde karisi ile çocuklari bekliyorlardi. Belki de, Bill'in cani, o gün, maç günü, bir kalem pirzola istemisti de, onu bile bulamamisti. Bill sonuna kadar gitmis, cezasina katlanmisti. Simdi anliyordu hepsini, ayni degirmen kendisini de ögütmüstü; yirmi yil sonra anli, yordu, o gece Stowsher Bill çok daha önemli bir sey için dövüsmüstü; genç Tom King gibi adini yükseltmeyi düsünmüyordu, alacagi ödüle kolay kazanilan bir para olarak bakmiyordu. Soyunma odasinda yasli Stowsher Bill'in küçük bir çocuk gibi aglamis olmasina sasmiyordu artik.