Sevgili Arkadaslar, Atatürk’le tanistiktan, onun yasantisini, onun ideallerini, onun basardiklarini ögrendikten sonra, sadece kendime fisildadigim ve “Keske sesimi duysa...“ diyerek ona söylemeyi düsündügüm seyleri yüksek sesle dile getirmeme sebep oldu bu kitap. Kim bilir belki sizler de zaman zaman “Eger beni duysaydi...“ diye baslayan seslenisler içine girmissinizdir. Ögretmenim derste, “Haydi Atatürk’e mektup yazalim.“ dedigi zaman, çok heyecanlanmistim. Sanki mektubu postaladigimda onun eline geçecekmis gibi... Sanki onunla benim aramda sadece bir mektupluk bir mesafe varmis gibi... Bu mektubu aldigimda sanki bana cevap verecekmis gib... Yazdim. Cümlelerimin basitligi sizi yaniltmasin lütfen. Sekiz yasindaki bir çocuk O’nu nasil gördüyse öyle yazdim. Her ne kadar, hiçbir zaman içimden çikmasa da, yarinima dünümden bir isik olan Atatürk’e bu kadar yakin olabilecegimi hiç düsünmezdim. Bana bu firsati verdigi için ögretmenimin yüreginden öpüyorum. Bu mektubu aldiginda, fotograflarindan bir baska gülümse bana emi Atatürk. Çünkü ben her zaman gülümseyecegim sana... Çocuk Gözü (Tanitim Bülteninden)