Kürdistan… Kürdistan… Kürdistan… Kiminin zihninde; tiksinme, korku, ilkellik, ihanet, bos hayal, gereksiz inat;Kiminin yüreginde; kök, tarih, ata, intikam, direnis, kimlik, sahipsiz vatan. Kürt insani yüzyillarin kendisine devrettigi dev mirasin yükü altinda zorlukla nefes aliyor. Rüyalar bile paramparça. Huzur, mutluluk ve sevgi hâlâ çok uzak. Yüreklerde yeseren tek duygu isyan, isyan ve yine isyandir. Idealizm, temiz ruh, fedakârlik, cesaret, ekonomik rant, siyasi ihtiras, ihanet, intikam, döneklik, korkaklik, duygu sömürüsü; hepsi iç içe girmis, kör dügüm olmus. Umutsuzluk umudu tüketiyor, gökyüzünü dolduran akbabalar les, kan ve ölüm ariyor. Ne kördügümü çözecek Büyük Iskender var, ne de demokrasi için dimdik duracak Zaloglu Rüstem… Kürdistan çaresiz, yarali bir kus… Ve Ararat gökyüzüne yalvardi:Ey ulu Tanrim, yikasan kutsal suyunla Kürdistan’iDindirsen artik bu yüzyillik aciyi ve akan kani