Türk edebiyatinin “ilk realist romani”
Bihruz Bey bir vezir oglu oldugu için daha süt emen bir bebekken hizmetçilerin, dadilarin ellerine ve daha sonra da usaklara teslim olundugundan bu siralarda anne babasini nadiren görürdü. Çocukluktan kurtulduktan sonra okula gitmek, çarsida pazarda midillilerle gezmek zamani geldigi için anasini babasini yine çokluk görmezdi. Çocukluk dünyasindan gençlik âlemine geçince, beyefendi önce araba sevdasina düstü, ardindan alafrangalik hastaligina yakalandi. Daha sonra bunlara baska hevesler de karisti.
Tanzimat dönemi yazarlarindan olan Recaizade Mahmud Ekrem tarafindan kaleme alinan Araba Sevdasi Türk edebiyatinda “ilk realist roman” olarak kabul edilir. 1898 yilinda yayimlanan eserde zengin bir devlet memurunun oglu olan Bihruz Bey ile Perives Hanim arasindaki trajikomik ask hikâyesi islenir.
Yazar Hakkinda:
Recaizade Mahmud Ekrem
1 Mart 1847’de Istanbul’da Vaniköy’de dogdu. Küçük yasta babasindan Arapça ve Farsça ögrendi, bir süre Beyazit Rüsdiyesi’nde ve Mekteb-i Irfân’da okudu (1858). 1862’de Hariciye Mektûbî Kalemi’nde çalismaya basladi. Burada bir yandan eski siir anlayisina bagli Leskofçali Galib ve Hersekli Ârif Hikmet, öte yandan Nâmik Kemal ve Âyetullah Bey gibi yenilikçi fikirlere sahip gençlerle tanisti. Bu arada Fransizca ögrenerek Bati kültür ve edebiyatini tanima firsati buldu. Divan tarzinda siirler yazmaya, Fransizca’dan bazi tercümeler yapmaya basladi. Ilk yazilari Tasvîr-i Efkâr, Terakkî, Hakayiku’l-vekayi‘ ve Hazîne-i Evrâk gazetelerinde yayimlandi. 1866’da Maliye Esham Kalemi’ne, üç ay kadar sonra Tahrîr-i Emlâk Kalemi’ne geçti. Nâmik Kemal 1867 Mayisinda Fransa’ya kaçarken Tasvîr-i Efkâr’in sorumlulugunu ona birakti. 1868’de amcasi Ârif Efendi’nin kizi Güzide Hanim’la evlendi. 1872’de Sûrâ-yi Devlet âza muavinligine tayin edildi. 1876’da tedavi için bir süre Viyana yakinlarinda bir kasabada kaldi. 1877’de Sûrâ-yi Devlet üyesi oldu, daha sonra Temyiz Mahkemesi üyeligiyle Tanzimat Dairesi reisligine getirildi. 1878-1887 yillari arasinda Mekteb-i Sultânî ile Mekteb-i Mülkiyye’de edebiyat hocaligi yapti. Bu yillarda Nâmik Kemal ve Abdülhak Hâmid’le mektuplasmasi sanat hayatinin yönünü belirlemesinde önemli rol oynadi. Mekteb-i Mülkiyye’de okuttugu ders notlarini Ta‘lîm-i Edebiyyât adiyla yayimlamasi edebiyat çevrelerinde büyük bir yanki uyandirdi ve dogrudan dogruya sahsini hedef alan tenkitlere yol açti. Zemzeme mukaddimesiyle Takdîr-i Elhân adli eserlerini Muallim Nâci Demdeme basligiyla yazdigi yazilarinda elestirdi. 1895’te, Ma‘lûmât gazetesi sahibi Baba Tâhir’le aralarinda çikan tartisma devam ederken Mekteb-i Mülkiyye’den ögrencisi Ahmed Ihsan’a yayimlamakta oldugu Servet-i Fünûn’u yeni edebiyat anlayisini savunan gençlere açmasini tavsiye etti. Böylece 1896 yili baslarinda Servet-i Fünûn mecmuasi etrafinda Edebiyât-i Cedîde hareketi kurulmus oldu. Ancak büyük ümitler bagladigi toplulugun bes yil sonra dagilmasi ve oglu Nijad’in ölümü tekrar edebiyat çevrelerinden uzaklasmasina neden oldu. 1908’de II. Mesrutiyet’in ardindan kurulan Kâmil Pasa kabinesinde Evkaf ve Maarif nâzirliklarina getirildi, daha sonra Meclis-i A’yân üyesi oldu. 31 Ocak 1914’te vefat etti ve Anadoluhisari’ndaki Küçüksu Mezarligi’na oglunun yanina defnedildi.
Bütün Eserleri
Siir:
Nagme-i Seher (1871)
Yadigâr-i Sebâb (1873)
Zemzeme (3 cilt, 1883-1885)
Tefekkür (düzyazi ile karisik, 1888)
Pejmürde (düzyazi ile karisik, 1893)
Bihruz Bey bir vezir oglu oldugu için daha süt emen bir bebekken hizmetçilerin, dadilarin ellerine ve daha sonra da usaklara teslim olundugundan bu siralarda anne babasini nadiren görürdü. Çocukluktan kurtulduktan sonra okula gitmek, çarsida pazarda midillilerle gezmek zamani geldigi için anasini babasini yine çokluk görmezdi. Çocukluk dünyasindan gençlik âlemine geçince, beyefendi önce araba sevdasina düstü, ardindan alafrangalik hastaligina yakalandi. Daha sonra bunlara baska hevesler de karisti.
Tanzimat dönemi yazarlarindan olan Recaizade Mahmud Ekrem tarafindan kaleme alinan Araba Sevdasi Türk edebiyatinda “ilk realist roman” olarak kabul edilir. 1898 yilinda yayimlanan eserde zengin bir devlet memurunun oglu olan Bihruz Bey ile Perives Hanim arasindaki trajikomik ask hikâyesi islenir.
Yazar Hakkinda:
Recaizade Mahmud Ekrem
1 Mart 1847’de Istanbul’da Vaniköy’de dogdu. Küçük yasta babasindan Arapça ve Farsça ögrendi, bir süre Beyazit Rüsdiyesi’nde ve Mekteb-i Irfân’da okudu (1858). 1862’de Hariciye Mektûbî Kalemi’nde çalismaya basladi. Burada bir yandan eski siir anlayisina bagli Leskofçali Galib ve Hersekli Ârif Hikmet, öte yandan Nâmik Kemal ve Âyetullah Bey gibi yenilikçi fikirlere sahip gençlerle tanisti. Bu arada Fransizca ögrenerek Bati kültür ve edebiyatini tanima firsati buldu. Divan tarzinda siirler yazmaya, Fransizca’dan bazi tercümeler yapmaya basladi. Ilk yazilari Tasvîr-i Efkâr, Terakkî, Hakayiku’l-vekayi‘ ve Hazîne-i Evrâk gazetelerinde yayimlandi. 1866’da Maliye Esham Kalemi’ne, üç ay kadar sonra Tahrîr-i Emlâk Kalemi’ne geçti. Nâmik Kemal 1867 Mayisinda Fransa’ya kaçarken Tasvîr-i Efkâr’in sorumlulugunu ona birakti. 1868’de amcasi Ârif Efendi’nin kizi Güzide Hanim’la evlendi. 1872’de Sûrâ-yi Devlet âza muavinligine tayin edildi. 1876’da tedavi için bir süre Viyana yakinlarinda bir kasabada kaldi. 1877’de Sûrâ-yi Devlet üyesi oldu, daha sonra Temyiz Mahkemesi üyeligiyle Tanzimat Dairesi reisligine getirildi. 1878-1887 yillari arasinda Mekteb-i Sultânî ile Mekteb-i Mülkiyye’de edebiyat hocaligi yapti. Bu yillarda Nâmik Kemal ve Abdülhak Hâmid’le mektuplasmasi sanat hayatinin yönünü belirlemesinde önemli rol oynadi. Mekteb-i Mülkiyye’de okuttugu ders notlarini Ta‘lîm-i Edebiyyât adiyla yayimlamasi edebiyat çevrelerinde büyük bir yanki uyandirdi ve dogrudan dogruya sahsini hedef alan tenkitlere yol açti. Zemzeme mukaddimesiyle Takdîr-i Elhân adli eserlerini Muallim Nâci Demdeme basligiyla yazdigi yazilarinda elestirdi. 1895’te, Ma‘lûmât gazetesi sahibi Baba Tâhir’le aralarinda çikan tartisma devam ederken Mekteb-i Mülkiyye’den ögrencisi Ahmed Ihsan’a yayimlamakta oldugu Servet-i Fünûn’u yeni edebiyat anlayisini savunan gençlere açmasini tavsiye etti. Böylece 1896 yili baslarinda Servet-i Fünûn mecmuasi etrafinda Edebiyât-i Cedîde hareketi kurulmus oldu. Ancak büyük ümitler bagladigi toplulugun bes yil sonra dagilmasi ve oglu Nijad’in ölümü tekrar edebiyat çevrelerinden uzaklasmasina neden oldu. 1908’de II. Mesrutiyet’in ardindan kurulan Kâmil Pasa kabinesinde Evkaf ve Maarif nâzirliklarina getirildi, daha sonra Meclis-i A’yân üyesi oldu. 31 Ocak 1914’te vefat etti ve Anadoluhisari’ndaki Küçüksu Mezarligi’na oglunun yanina defnedildi.
Bütün Eserleri
Siir:
Nagme-i Seher (1871)
Yadigâr-i Sebâb (1873)
Zemzeme (3 cilt, 1883-1885)
Tefekkür (düzyazi ile karisik, 1888)
Pejmürde (düzyazi ile karisik, 1893)