AGOS: Pullugun tarlada biraktigi derin iz PULLUK: Karasaban Kocaman bir tarla varmis. Genis mi genis, verimli mi verimli… O kocaman tarlada agir basli bir pulluk çalisirmis. Bilge mi bilge, kararli mi kararli… Yagmur çamur demeden, saga sola sapmadan, basi önünde, hiç durmadan çalisirmis. Geçtigi yerlerde derin mi derin 'agos' lar birakaraktan… Günlerden bir gün, yüregi avucunda minik bir kaplumbaganin yolu o derin mi derin 'agos'lardan biriyle kesismis. Kaplumbaganin sirtinda minik bir de kus varmis. Kus onun düs gücüymüs. Ara sira uçup gider, o derin, çatlak, çukur izleri kendine yuva edinen kaplumbagaya, görmedigi, bilmedigi dünyalardan yeni sesler, yeni renkler getirirmis. Kaplumbaga da onlari yüreginin süzgecinden geçirip, yazar, çizer, anlatirmis. Bu böyle yillardir sürmekteymis. Sürecekmis de. Ne kadar? Kaplumbaganin gücü tükenene kadar. Minik kusu onu terkedene kadar. Ya da pullugun biraktigi o derin 'agos'lar çamur deryasinda kaybolana kadar.